Hatırlayamadıklarım

Hafızama güvenmem. “Sevdiğin insanlarla geçirdiğin güzel günleri say” desen sayamam. “Minnettar olduğun insanlar senin için ne yapmıştır” desen söylemem. Ama o insanları severim, o insanlara minnet duyarım. Hislerime güvenirim. Hislerin zamanı da aştığını düşünürüm.

Geçmiş ve gelecek deneyimlerin izidir, sormanın ve sorgulamanın üstündedir hisler.

Ve ben belki şimdi söyleyemem seni neden sevdiğimi, sana bakarken. Hatırlayamıyor olabilirim her küçük anı, her görünmez bağı. Belki söylenebilecek bir şey değildir. Belki daha paylaşmamışızdır o anları, gelecektedir her şey. Belki asla paylaşmayacağızdır, sadece bir olasılıktır her şey. Ama zamanı, hafızamı, olasılıkları ve diğer bütün ilkel kısıtlayıcılarımı aşan deneyimler; bir hisse dönüşür. Hatırlayamadıklarım, bir hisse dönüşür, taşırım kalbimde.

Karşımda dur, saçlarını çek alnından, seni bir göreyim. Yüzün ne kadar tanıdık ve ne kadar yabancı. Kaybetmişim, bulmuşum. Bulmuşum, kaybetmişim. Özür dilerim. Çatık kaşlarını anlıyorum, ıslak gözlerini anlıyorum, titreyen dudaklarını anlıyorum. Hatırlayamıyorum ama anlıyorum. Hatırlayamadığım her şey için özür dilerim. Sarılmalarımızı, elvedamızı, yarımlarımızı, kanayan yaralarımızı… Hep orada olan ortak yaramızı…

Bu kanayan yara nerededir? Bu kanayan yara nedendir? Hatırlayamıyorum. Sen her şeyi hatırlar mısın? Hatırlayamadığını hissetmez misin? Hatırlayamadığını taşımaz mısın, hatırladıklarından da kesin belki.

Nerden geldiği belirsiz bir duygu fırtınaları yönetmez mi seni? Nedensiz bir kızgınlık, üzgünlük, umut, aşk… Hatırlayamadıklarımdandır bunlar. Ve hatırlayamadıklarım, yaşadıklarımdan daha keskindir her zaman.

Düşünüyorum; bu neyin yorgunluğu, bu neyin acısı, bu neyin kanayışı bendeki. Sanki hiç hatırlamadığım bir elveda fısıldamışım gibi, hiç hatırlayamadığım bir aşk yaşamışım gibi. Sanki yıllar önce sevmekten korkmuş, korkup gün yüzüne çıkaramadığım sevgim taşmış gibi tam şu an.

Tam şu an. Gözlerine baktığım an. Hafif ıslak, hafif kırgın, hafif kızgın. Her his var gözlerinde. Ne olduğu önemsiz, ne olacağı önemsiz. Hatırlayamadıkların bunları bırakmış gözlerine taşıması için. Ben de gözlerimde bir aşk, bir yakarış, bir elveda taşıyor muyum sevgilim? Hatırlayamıyorum ama taşıyorum değil mi sevgilim?

Hiç dokunmamıştım ellerine. Ama nasıl bilirim teninin sıcaklığını, titreyişini? Nasıl taşırım dokunuşunu her yerimde? Yaşamadım ki seni. Nasıl her nefesimde hissedebilirim? Nasıl rüyalarımdan taşabilirsin?

Gülme bana ama hatırlayamadıklarım altında eziliyorum her gece. Sen rüyalarımdan taşarken bir hiçlik eziyor, olmayan bir şey eziyor beni.  

Gözlerini kapama lütfen.

Özür dilerim… Özür dilerim! Olamadım. Kendi kendime tutunamadım, senle yaşadıklarıma, sana yaşattıklarıma, yaşayamadıklarımıza.  Unutuyorum, damla damla unutuyorum yaşadığım ve yaşattığım her şeyi. Bir sis kalıyor benden geriye, bir iz, bir ses, bir nefes… Özür dilerim, hatırlayamıyorum. Ama inan sevgilim, en çok hatırlayamadıklarımı taşıyorum kalbimde. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Doğumda Ölenler

Mecburiyetin Sarmaşıkları

Düşünceler 4: İnsanın Göçebe Doğası Üzerine Düşünceler