Düşünceler 4: İnsanın Göçebe Doğası Üzerine Düşünceler

İnsanın Göçebe Doğası Üzerine Düşünceler

İnsan, aynı yerde uzun süre yaşamaya uygun bir canlı değildir.

Göçebe ruhludur.

Ruhunun doğasına ihanet etmemelidir.

              Aynı yerde belirli bir süre yaşayınca, bastığınız yerde anılar birikir. Aynı yerde hem gülmüşsünüzdür hem ağlamışsınızdır. Aynı basamakta hem yükselmiş hem düşmüşsünüzdür. Aynı sokakta farklı kişilerle öpüşmüşsünüzdür. Ve bu kaldırımlar, merdiven basamakları, sokaklar, çimenler, parklar; anıların yoğunluğuyla giderek yapışkanlaşır. Adımlarınıza tutunur, anıların ağırlığı bir bataklık misali içine çeker adımlarınızı.

Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, her anınız havada asılı kalır. Ne yaşadığınız, bilincinizde yer kaplamayacak kadar geçmişte kalsa bile; yüreğiniz mekânın sıcaklığından, neminden, sizin duyamayacağınızı düşündüğünüz ince seslerden ve silik kokulardan hatırlar o yeri. Havada asılı kalan anılarınız ağırlaşır ve yoğunlaşır. Yoğun havayı içinize çekmek de dışarı vermek de zorlaşır.

Anıların ve anıların sakladığı duyguların yoğunluğuyla hava ve yeryüzü form değişmiştir. Her hareketiniz ağırlaşır: yürümeniz, nefes almanız…  Görüşünüzü bile kısıtlar anılar. Çünkü anılar oradadır, yaşanmıştır. Silüetler şeklinde, gölgeler halinde yaşadıklarınız dünyaya izini bırakmıştır. Arkasını göremezsiniz, üflersiniz uçmaz. Bu nedenle şehirlerin ruhu vardır derler. Geçmişte o şehirde yaşamış insanların anıları bir ruh katmıştır şehre; şehrin havasında içinize çekersiniz bunu, suyunda yudumlarsınız.

Yaşanan şey hiç yok olur mu? Üstünden zaman geçti diye yok mu olacak? Ne kadar zaman geçerse geçsin, yaşanan her şeyin izi kalır dünyada. Hatta yeterince dikkatli bakarsanız sadece geçmişin izlerini değil geleceğin tohumlarını da görürsünüz. Mekân sabit olduğunda, zamandaki geri ve ileri gidişleri anılar aracılığıyla hissedebilirsiniz.

Bu izler ve tohumlar arasında insanın kendi hayatına ait olanlar en berrak görünür kendine ve kişi en çok kendi yaşadıklarından ağırlaşır. Tüm bir insan hayatının ağırlığını, tek bir şehre koymak yanlıştır çünkü hem şehre hem insana daha büyük, eşit dağılmamış bir yük oluşturur bu. Hayatı boyunca aynı yerde yaşamış insan; dünyanın ve kendisinin ağırlık merkeziyle oynar, dengesini bozar.

 Bir diğer husus da aynı yere yeni anı eklenmesinin giderek zorlaşmasıdır. Yeryüzü ve gökyüzü yeni gölgeler, yeni silüetler, yeni yaşanmışlıklar taşımak istemez. Ayrıca yavaş yavaş orada yaşanılabilecek her şeyi yaşamışsınızdır. Her olasılığı tüketmişsinizdir. Her taşın altına bakmışsınızdır ve artık çözülebilecek bir gizem, yakalanabilecek bir macera, sürüklenebilecek bir nehir kalmamıştır sizin için. Her ne kadar hayatınızın yeni bir döneminde olduğunuza kendinizi inandırmaya çalışsanız da değişmek için gitmek gerekir. Değişmek için çok uzaklara gitmek gerekir.

Gitmeli.

Dağılmalı.

İnsan ilkbaharını başka yere, sonbaharını başka yere dağıtmalıdır.

Yayılmalı.

İnsan ruhunu tüm dünyaya yaymalıdır.

Göçebe ruhludur.

Ruhunun doğasına ihanet etmemelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Doğumda Ölenler

Mecburiyetin Sarmaşıkları