Kehribar
Adımlarını hızla atarken biraz suçlu hissediyordu. Sanki sadece ihtiyacı varken onu görmeye gidiyor gibiydi. Sanki mi? Bal gibi öyle yapıyordu. Haftalarca arayıp sormadan hayatına devam ettikten sonra nereden geldiğini bilmediği bir hüzün sisi ruhuna çökünce onu arıyordu. Çünkü biliyordu ki onun tek bir cümlesi bile tüm sisi dağıtabilecek güçteydi. Babasının nasıl bu kadar güçlü olduğunu, nasıl hep dimdik durduğunu anlayamıyordu. Kendisini yıkıp parçalayacak şeylere hiç zorlanmadan göğüs gerebiliyordu. Kötü bir evlat olmanın suçluluk duygusunu dağıtmak istercesine adımlarını hızlandırdı. Suçluluğu parçalayarak, hislerini yıkıp geçerek yürüyordu. Gözlerini kısarak baktığında babasının da ona doğru yürümekte olduğunu gördü. İkisinin de hızına bakılırsa tam sözleştikleri yerde, heykelin altında b...