Kayıtlar

Temmuz, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Düşünceler 4: İnsanın Göçebe Doğası Üzerine Düşünceler

İnsanın Göçebe Doğası Üzerine Düşünceler İnsan, aynı yerde uzun süre yaşamaya uygun bir canlı değildir. Göçebe ruhludur. Ruhunun doğasına ihanet etmemelidir.               Aynı yerde belirli bir süre yaşayınca, bastığınız yerde anılar birikir. Aynı yerde hem gülmüşsünüzdür hem ağlamışsınızdır. Aynı basamakta hem yükselmiş hem düşmüşsünüzdür. Aynı sokakta farklı kişilerle öpüşmüşsünüzdür. Ve bu kaldırımlar, merdiven basamakları, sokaklar, çimenler, parklar; anıların yoğunluğuyla giderek yapışkanlaşır. Adımlarınıza tutunur, anıların ağırlığı bir bataklık misali içine çeker adımlarınızı. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, her anınız havada asılı kalır. Ne yaşadığınız, bilincinizde yer kaplamayacak kadar geçmişte kalsa bile; yüreğiniz mekânın sıcaklığından, neminden, sizin duyamayacağınızı düşündüğünüz ince seslerden ve silik kokulardan hatırlar o yeri. Havada asılı kalan anılarınız ağırlaşır ve yoğunlaşır. Yoğun havayı ...

Düşünceler 3: Kişilik Testleri (Yarım kalmış bir yazı)

Bilgisayarımın en derinlerinde bulduğum bu yazımı "Ama sonra çok ilginç bir şey oldu." diyerek yarım bırakmışım. Ancak yazmamın üzerinden yıllar geçtiği için ilginç olayın ne olduğunu hatırlamıyorum. İlginç olay hakkında tahmini olan varsa yorum olarak veya iletişim bilgilerimden mail atarak bana ulaşabilir. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Kişilik testi çözmeyi seviyorum ve sıklıkla çözerim. Onlara inandığımdan değil, bir insanın hayallerini ve ruhunu birkaç soruda bulunabileceğini düşündüğümden değil. Sorular kendim üzerinde düşünmemi sağladığı için. “Bu durumda böyle mi yaparsınız yoksa böyle mi” “Daha çok bunu mu tercih edersiniz yoksa bunu mu” diyor sorular. Ve ben bunları daha önce hiç düşünmediğimi fark ediyorum. Hangi seçeneği tercih edeceğimi bilmiyorum, benzer olaylarla karşılaşıp karşılaşmadığımı düşünüyorum, kendimi anlamaya çalışıyorum, “kendim” bilincimden en uzak şey gibi ge...

Düşünceler 2: Ateş

En zoru bu değil mi? Daha fazlası olduğunu bilmek, ama ulaşamamak. Tadını almak mutluluğun ama asla tam olarak sahip olamamak. Zihnindekilerinin yaşadıklarından daha çok heyecanlandırması seni. Umutlarının bu dünyadan gitmek üzerine kurulu olması ama ölümün içindeki heyecanı alacağından korkman. Bu dünyada var olduğundan bile emin olmadığın bir şeyi aramak ve her an küçük kırıntılarını bulmak hayalinin ama asla tamamına ulaşamamak. Koşmak istemek, uçmak istemek, savaşmak istemek ama savaşmaya değer bir şey olduğundan emin olamamak. Hayal etmek en acımasızı değil mi? Asla göremeyeceğin, asla dokunamayacağın bir dünya hayal etmek. Mutluluğun ışığını görebilmek ama kaynağını bulamamak. En zoru bu değil mi aslında? Hayal etmemek isterdim, düşünmemek isterdim, içimde heyecan olmasın isterdim bana sorsalardı. Çünkü asla tatmin olamayacağın hayallerin senin cehennemindir. Belli bir süre ölümün bir rahatlama, tüm bunlara bir yol olduğunu düşündüm. Hayır kendimi öldürmek istemiyordum asla a...

there is no going back

Resim
Kendi karanlık yüzüne dokunan ve bunu geri alamayan biri  

catch the fish catch the dream

Resim
 

light rain

Resim
 

Düşünceler 1: Sürgünde Ruhlar

Şu sıralar zihnimi meşgul eden, hepimizin aslında "sürgünde ruhlar" olduğuna dair düşüncem üzerine. Sürgünde Ruhlar, Sınırlandırılmış Beden, İnsanların Birbirine Neden Muhtaç Olduğu ve "Başka Bir Dünya" Üzerine Düşünceler İnsan büyük tutkularla, akıl almaz hayallerle ve uçsuz bucaksız düşüncelerle donatılmıştı; sevebiliyordu, sabredebiliyordu, merak edebiliyor, korkabiliyor ve korkusuna rağmen cesaret edebiliyordu. İnsan çok yüce bir varlıktı görünüşte; kurduğu ve devam ettirdiği bu dünya düzenin hâkimi, ormanın kralıydı. Diğer canlıların hissedemediğini düşündüğü, sadece kendinde olduğuna inandığı bu özellikleri sayesinde kendini çok üstün görüyordu. Buna göre de bir düzen kurdu dünyada. Her şeyi, sahip olduğuna inandığı yüceliğine uygun yaptı. Kulağa hoş gelen diller kullandı, kendine yakıştırdığı kumaşlarla süsledi kendini. Çünkü bir “ruh”a sahipti. Düşünen, ağlayan, korkan ve seven bir ruh.   Çoğunlukla doğruydu da düşüncesi. Yüzyıllar önceki bir soykırım vahş...