Birine Uzanmadan
Bir yalnızlık var etrafımızda; bizi saran bir sis, bir sessizlik. Kimsenin yüreğine asla tam olarak dokunamayacak olmanın hüznü var üzerimizde. Görmüyor muyuz? Savuşturmuyor muyuz? Saklıyor muyuz? Bu dünyada var olan her şey, insanın insana dokunması için var. Nesneler ve kavramlar, duygular ve zaman, kelimeler ve müzik, renkler ve esintiler… Her şey insanın insanı görmesi, insanın insana değmesi için var. Bunca yardıma rağmen nasıl sadece teğet geçiyoruz birbirimizi? Her teğet geçişimde yüreğimde bir ağıt tütüyor. Annemin karnından ayrılışımın ağıtı, geride bıraktığım aşkların ağıtı, unutulmuş dostlukların ağıtı, tanıyamadıklarımın ağıtı… Yüreğimde asla anlayamayacak ve anlaşılamayacak olmanın, herkesi ve her şeyi teğet geçmenin ağıtı tütüyor. Hüzünlü bir yakarış, kabullenilmiş bir acı. Acı! Belki de insan buna mahkûmdu. Atomlar arasında olduğu gibi ruhlar arasında da bir boşluk vardı, ne eller ne yürekler birbirine dokunabiliyo...