KIRILMALAR
BÖLÜM 1: “KIRILMALAR” Kadın, karanlığın tüm şehre yavaşça çökmesini izliyordu penceresinden. Siyah bir sis biçiminde yeryüzüne dağılıyordu karanlık; yavaşlığının getirdiği yücelikle şehri sarmalıyordu, şehrin her sokağını, köşe başını, parkını, mezarlığını, mutlulukla ışıldayan ve hüzün taşan yerlerini… Her yer karanlıkla doluyordu ve eskiden içinde ne barındırdığı önemsizleşiyordu. Karanlık aceleci davranmazdı; verdiği acının her çığlığını duymak, korkunun kokusunu olabildiğince uzun almak isterdi. Belki de acının zevkten tek farkı bu yavaş gerçekleşen doğasıydı. Acı uzun süren şeylerden, zevk ise çabucak başlayıp biten şeylerden gelirdi. Zevk olarak adlandırdığımız herhangi bir şey, yeterince uzun sürdüğünde acıya dönüşebilirdi. Gece uzundu, uzun olduğu kadar da yavaş ve durgundu, bu nedenle ağır hisler uyandırıyordu insanlarda. Binaların ışıkları tek tek sönüyordu. Sarı ışıklar, beyaz ışıklar, kimisinden gelen kahkahalar, kimisinden gelen bağrışmalar, bir ailenin sıcaklı...